“Şeker” bizim için sadece bir sıfattır ve öyle de kalacaktır!

Etiketler

, , , ,

Başlamadan önce önemli uyarı:
Tüm bunları sadece beslenme konusunda ne kadar hassas olduğumu anlatmak için yazdım. Başkası çocuğuna istediği şeyleri yedirirken bana yanlış gelse de karşı tarafa saygı duyup yorum yapmazken; ben çocuğuma şeker yedirmiyorum diye uzaydan gelmiş insan muamelesi görmek istemiyorum. 

Beslenme konusunda titizim, takıntılıyım, acayip hassasım! Bilge doğar doğmaz başladı bu durum; illa ki emzirecektim Bilge’yi, hiç düşünmedim bile acaba sütüm gelir miydi diye, çok şükür anne sütüyle besleyebildim; 2 ay süren meme çatlağıma rağmen… süt sıtması olduğum için tıkandığında bile, ağlatan acı ve ağrıma rağmen bütün gece hem emzirip hem sağıp açmaya çalıştım.

6 ay sonra geçtik ek gıdaya… Çok şükür yedi; meyve püresinden sebze çorbasına kadar hiçbir şeyi yapmak zor gelmedi.

3 yaşına kadar dışarı dolaşmaya dahi çıksak Bilge’nin çorbasını, yoğurdunu, meyvesini koyup yanımda taşıdığım bir çantam oldu.

– Çok takıntılıyım da organik mi yediriyorum, maalesef hayır. Gezen tavuğu bulabileceğim bir yerde yaşamıyorum, süt ayrı bir tartışma konusu, doğal şeker dediğimiz bal pekmez ayrı… ama en azından sağlıksız olduğuna emin olduğum şeyleri yedirmek istemiyorum.
– Şeker denilen şeyin tadını öğrenmesin diye doğdu doğalı herkesle savaş veriyorum. Neneler dedeler başta olmak üzere doktorlarla bile! Bir çocuk doktoru nasıl olur da çocuğa şeker verir aklım almıyor! Akrabalar! Ziyarete gelirken neden aklınıza ilk gofret geliyor?
– Çikolataya engel olamadım ama yoğun çabalarımla sınır koyabildim. “Bilgecim, evet çikolatanın tadı çok güzel ve çok seviyoruz ama çok yersek büyüyemez ve güçsüz kalırız, bu yüzden bazen yiyoruz” cümlesi ve anlamı, çokça ağlama krizleri ve ısrarlara rağmen sonuç alamayınca beynine kazındı.
– Abur cubur olarak en çok ceviz, fındık, fıstık, badem, leblebi yiyor. Balık kraker, çubuk kraker ve kare bisküvi, kontrolüm dışında tanıştırıldı. Neyse ki sadece bunlarla kaldı ve çok az tüketiyor.
– Ketçap, mayonez gibi şeyleri hiçççç tatmadı. Aile üyeleri bu ürünleri sofra dışında gizlice tabaklarına sıkmak suretiyle kullanabilirler.
– Su ve gerçek meyve suyu dışında hiçbir içecek sofraya asla çıkartılamaz, içilecekse de tercihen şeffaf olmayan bir bardağa dökülmeli.
– Hazır paketli gıdalardan ya da dondurulmuş ürünlerden pişirip de yemek olarak yedirmişliğim yok. Patates kızartması bizim için bir öğün olamaz.
– Yoğurt hala mayalama yediriliyor.
– Eve beyaz ekmek girmez, tam buğday tüketilir. Beyaz ekmeği dedesinden öğrendi, çok seviyor tabi ki! Ama neyse ki ben küçükken alıştırdım buğdaya, evde hiç beyaz ekmek sormuyor.
– Mevsim meyve sebzesi neyse onu yediririm, kışın domates salatalık almayız. (Kaldı ki artık mevsiminde yediklerimiz bile doğal değil!)
– Bazı konularda istisna olabilir ama kaideleri bozamaz.

Bu liste daha uzar…

“Amaaaan Zeynep, sen de çok takıntılısın… İlla ki bir gün tadacak, yiyecek… Ohooo benimki okulda neler yiyor, herşeyi kontrol edemezsin….” Evet edemem ama evdeki, burnumun dibindeki çocuğumu kontrol edebilirim?! (aile, akraba ve konu komşu kısmıyla savaşarak!) Nasıl olsa bir gün yiyecek düşüncesiyle küçücük çocuğumuza, elimize ne geçse düşünmeden yedirmek bana doğru gelmiyor. Çocuğumun midesine giden herşey umrumda.

Yediren yedirsin, kimseye yanlış yapıyorsun demek haddim değil ama ben yedirmiyorsam beni de eleştirme hakkına sahip değil kimse, benim doğrum da budur… 

Gel gör ki şu anda bu evde benden başka kimse sebze yemiyor. Bilge için inşallah bir dönemdir ve geçer…

Hem ‘her gün ne pişireceğim’ derdinden hem de yeterli ve sağlıklı gıdayı almadığında gerildiğimden ötürü ‘atar yapan’ dikenli bir kirpi gibi olup batabiliyorum bazen. Bu yüzden yazı belki biraz sert oldu ama HASSASLIĞIMA verin:) “Takıntılı” deyin, geçin…
Ya da belki, düşününce hak verirsiniz?

Çocuklar için eğlenceli bir yer: MuzipoKids

Etiketler

, , , , , ,

muzipobaşlıkBizi artık evde yaptığımız bilumum etkinlik kesmiyor. Mutfakta çekmecelerden tezgaha tırmanan ve salonda koltukların tepesinde gezinen Bilge nedeniyle, oturduğum yerden adrenalinim tavan yapıyor.

Çoktan beridir de aynı ortamda iki günden fazla kalınca sıkılıyorsak ve artık havalar soğumuş kış gelmişse eğer…… Muzipo bize iyi geler!

Bir süredir düşünüyordum, arıyordum, araştırıyordum. Okul mu, yuva mı, oyun grubu mu adı her ne ise… Benim ihtiyacım; Bilge kendi yaşıtlarıyla birlikte, bir eğitmen eşliğinde, oyunlar oynasın, enerjisini atsın, yeni şeyler öğrensin, kendini geliştirsin. Kendi yaşıtlarıyla oyun oynayabilecek bir ortama girsin, oyunda sıra beklemeyi öğrensin, öğretmenin verdiği disipline alışsın vs….

Okul yuva kreş gibi yerlerin eğitim süresi şimdilik bizim için uzun. O günler de gelecek elbet ama bizim yumuşak bir geçişe ihtiyacımız var. Oyun gruplarını da araştırdım ama tam içime sinmedi. Suyu akışına bırakmıştım ki sosyal medyadan karşıma Muzipokids çıktı!

1 aydır Muzipo’ya gidiyoruz. Haftada 2 gün 2’şer saat şeklinde. Burası tam istediğim gibi bir yer. Önemli ve öncelikli sebebi çocukların 1 saat spor yapmaları. Verdikleri hareket eğitiminin, çocukların fiziksel gelişimine ciddi katkısı var. 1 saat boyunca koşuyor, takla atıyor, zıplıyor, tırmanıyor, kayıyor… Bedenini güvenli bir ortamda, kendi gelişimine uygun olarak hareket ettirip güçlendiriyor olması ve spor alışkanlığını böyle küçük yaşta ediniyor olması çok hoşuma giden bir şey. Bir de bana gelip “anne, ben spor yapıyorum” diyor ya… 🙂

Bir başka hoşuma giden şey; grubun 8 kişiden fazla olmaması. Şansımıza Bilge’nin grup arkadaşları da gayet uyumlu çocuklar. Zaten yaş grubu da 3-4. İşletme sahipleri çok tatlılar. Öğretmenleri de çok samimi, ilgili, içten ve çocuklarla iyi anlaşıyorlar.

muzipo3

muzipo4 muzipo5 muzipo1

İki saatin diğer 1 saatinde ise çocuklar aktivite sınıfına geçiyor ve diğer öğretmenle birlikte ince motor kaslarını geliştirecek etkinlikler yapıyorlar. Ayrıca şarkı söylüyorlar ya da yaratıcılıklarını geliştirecek oyunlar oynuyorlar.

muzipo6

2 saat boyunca benim ne yaptığımı merak eden? 🙂 Ayrı bir yerde diğer annelerle birlikte oturup kahve içebiliyor ve kendime vakit ayırabiliyorum:))

Pek çok yerde şubeleri var. Ben internet sitelerinden ve telefondan bilgi alıp deneme dersine gittim (deneme dersleri 45 dk ve ücretsiz) Üyelikler aylık, 3 aylık, 6 aylık şeklinde olabiliyor. Biz çok sevdik, inşallah hep böyle devam eder…

Ne demişler; sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Spor şart, eğitim şart:)

3!

Etiketler

,

bilgeparmaklar

Dün Bilge’nin 3. yaş günüydü… Hadi bakalım görelim 3’ün şu mucizevi hallerini. Bir arkadaşım “valla zeynep, bak göreceksin, üçten sonra şaşıracaksın, tanıdığın çocuğun değiştiğini göreceksin. Kendi kendine oyunlara başlayacak ve sen rahatça kahveni içeceksin:) …” demişti. Kehanet gerçek oluyor:)

Doğdu doğalı yakamı hiç bırakmayan, oyunda ya da oyun dışında hep yanında olmamı, onunla birebir iletişim halinde olmamı talep eden bir çocuğum var benim. Özellikle emzirmenin çok yoğun olduğu ilk senenin 9 ayında bir gün dahi yanından ayrılmadım. Sonra iş başladı, gittim ama aslında hiç işte olamadım. 2 yaşına kadar da vicdan azabı ve dindirilemeyen hasretle geçen zamanda işten gelir gelmez soluğu kızının yanında alan ben bağımlı hale getirdim belki de…

Ve şimdi, iki yaşından beri 1 senedir evde onun yanındayken, bu sefer de birey olduğunun farkında olması, kendi kendine de oynamayı öğrenmesi için çabaladım. Ama olmadı. Ta ki 3 yaklaşana kadar! Evvet, her şeyin bir zamanı vardı belki de! (Sonuçta henüz sadece 2 yaşındayken Bilge’yi resim yaparken yalnız bırakamıyordum çünkü boyaları yiyordu; suyla oynarken ben yanında olmasam kovayı olduğu gibi yere dökerdi; eline gıda boyası versem koluna bacağına sürerdi; oyun hamuruyla başbaşa bıraksam ağzına atardı…)

Kısa bir süredir Bilge babasına ve bana bulaşmadan kendi kendine 10, 20 hatta bazen 30 dakikalık sürelerle kendi kendine oyalanıyor… Amanın bu ne güzel bir şeymiş meğer! Şimdiye kadar ben hep “anne Zeynep” oldum ama iyi ki de öyle yapmışım. Asla geri alamayacağım Bilge’nin bana en ihtiyaç duyduğu yılları onunla birarada geçirmiş olmaktan hiç pişman değilim. Çok büyük şükür; anne Zeynep tarafım Bilgeyle anlarını dolu dolu yaşadı, daha da yaşayalım inşallah. Ama artık içimdeki Zeynep’in de isteklerine vakit ayırmaya başladım. Bence zamanı geldi;)

İşte ben üçü bu yüzden sevdim:) Asıl bundan sonra gerçekten 3 kişi olacağız. Bağımsız ama birbirine bağlı…. Bu seneki dileğim budur; her birimizin kendine ait olan hayatını yaşamasına fırsat vererek, AN’larımızı sağlıkla yaşarken, birlikteliğimizin de tadını çıkarmak…

Çünkü neden anne?

Etiketler

Neden öyle, neden böyle, neden anne? Neden neden neden? E yavrum, benim kafada bir dünya soru işareti var zaten. Ama Bilge’nin sorularını yanıtlarken daha fazla zorlanıyorum. Bazen her cümlem bana soru olarak geri dönüyor. Zincirleme sorular bunlar.

-Neden karanlık oldu anne?
-Akşam oldu annecim.
-Neden akşam oldu anne?
-Güneş battı çünkü annecim.
-Çünkü neden güneş battı anne?
-Güneş de uyumaya gitti bitanem.
-Neden güneş uyumaya gitti?
(artık bu noktadan sonra salla gitsin modu) çok yorulmuş, dinlenmek için annecim.
-Çünkü neden yorulmuş anne?
-Bütün gün oyun oynamış, yorulmuş canım.
-Neden oyun oynamış anne?
(sıcak bastı beni! Sonu gelmicek mi bunun?!) e oyun oynamak eğlencelidir bitanem.
-Neden eğlencelidir?
(ayh! Derin nefes. 1,2,3… Gülümse Zeynep) BİLGECİM, sen oyun oynarken eğlenmiyor musun?!!
-Evet.
Nokta!

Bu şekilde birkaç muhabbete daha girdikten sonra “aydım”! Artık hayal gücümü devreye sokmadan önce soruya soruyla yanıt veriyor ve “sence nereye gitmiş Bilgecim?” “sonra ne olmuş?” “acaba ne yapmıştır?” gibi sorularla onun hayal dünyasına kapı açıyorum.

Cevabını bilmediğim sorular da soruyor:

-İnekler neden möö der?
-Bu hayvanın adı neden timsah anne?
-Portakal neden turuncu?
-Neden bu üzüm anne?
-Neden kadınların sakalı yok, erkeklerin var? (Sanırım cinsel farklılıkları algılamaya başladı, bu soruya “erkek ve kadınlar ayrı yaratılmıştır” dedim ama zor sorulara şimdiden hazır olmalıyım)

Biz soruların daha çok başındayız. Bilge, bilgelik yolunda hep soracak, sorarak öğrenecek. Biz cevapları bazen yanıtlayarak, bazen gösterip deneyimleterek, bazen de bizzat örnek olarak vereceğiz. Bazen de kendi bulacak…

Sorusu olan? 🙂

Bilge’nin “Yap-boz”ları

Etiketler

, ,

Yap-boz! Akmaz, kokmaz, bozulmaz, yapışmaz. Anne dostu oyuncak:) Ah, severimmm! Fiziksel efor istemez; oturduğun yerden yaparsın… Bana biraz da bunlarla gel Bilge’m! Az biraz oturalım kuzum!

Yapboz yapmanın hastasıyım diye habire yapboz alıyorum Bilge’ye. (Yok canım, sırf bundan değil, o da seviyor.) Yoksa küçükken hiç bu kadar çok yapbozum olmamıştı diye değil yani! Zaten piyasada bunca çeşit var mıydı ki acaba?

Evli ama çocuksuzken “ay bitmiiyyycek bu coşkuuuun” diye baydığım, yine de inatla bitirebildiğimiz 2.000 parça yapbozu bile şimdilerde çok yad ediyorum, hey gidi günler hey! (Neyse, konumuz Bilge’nin yapbozları!)

İlk kart yapbozları Tethys’in eşleştirme kartları idi. Bayıldım, bayıldık bu kartlara. Hem görselleri güzeeeel, hem sağlaaaam, hem gelişimine uyguuuun… daha ne olsun!
yapbozyapbozyapboz2 yaş doğum gününde Bilge’ye gelen enn beğendiğim hediyelerden biri aşağıdaki yapboz. 2, 4, 6, 8 parçalı olarak toplam 4 farklı yapboz. Hayvanlı olması öğretici, kalın olması dayanıklı… Bilge alındığından beri sıkça oynadı, hala oynuyor…

DSC_01032 yaş civarı için diğer tahta yapbozları…

DSC_0078DSC_0086yapbozyapbozRavensburger markası da kaliteli. Ama iki yaş için çeşitler bence az.

DSC_0068Educa ise yeni çıktı karışıma, aldığım Ravensburgerler’den daha kaliteli, sağlam duruyor.

DSC_0057Yine Tethys; aşağıdaki nefis bir yapboz! Daire şeklinde. Dört mevsimi çok keyifli bir şekilde öğretiyor. yapboz yapbozAşağıdaki iki tane daha Tethys… Araç kartları 1-3 yaş civarı gelişimi için bence çok faydalı, oynayın, oynatın efenim…
IMG_5584Hafıza oyununu oynamak için bu kadar çok parçalı şimdi tabi ki bize fazla geliyor. Sayıyı azaltarak oynuyoruz. IMG_5586Son olarak yapbozlar… Hepimiz bir bütünün parçası değil miyiz zaten…

Evde çadır hayatı

Etiketler

, ,

çadır2Hayatımda sadece 1 kez, bir gece iki günlük bir kamp yaptım. Evet ben, kampa gittim, küçücük bir böcek görünce bile ciyaklayan ben. Hem doğa aşkı hem de arkadaş hatrı vesile oldu ama bir kereyle bile sevda haline geleceğini tahmin etmezdim. Yine fırsat olsa yine gitsek, hatta ailece gitsek diye hayaller kurmaktayım. Üstelik böcek korkumu yenebilmiş değilim.

Bir kez deneyimlemiş olsam da tecrübeli değilim. Alanda kocaman kütüğü ateş haline getirebilen arkadaşlarımız olmasa soğuktan donardık. El yüz yıkayacak pratik çözüm su depoları olmasa temizlenmek kolay olmazdı. Arkadaşlarımızın getirdiği yiyecekler olmasa aç kalırdım. Altına sığınıp güneş ve yağmurdan korunduğumuz tenteler, örtüler, sandalyeler… Daha işin başında çadır bana bakar ben çadıra bakar, popom açıkta kalakalırdım.
çadırmart2014_bilge_çadır-2Bazı zorluk ve bilinmezliklere rağmen ailece bir kamp hayalim var. Hem bu sebeple Bilge çadıra alışsın hem de -çocuklar sever ya- evde kendine ait bir alanı olsun diye bir heyecanla çadır yaptık. Sopalar nalburdan alındı; 4 adet süpürge sopası. Ve kumaş bez. Sonra biçmesi dikmesi babaanne emeği. Emeği geçen herkese teşekkürler:)

Gel gör ki Mart ayında yaptığımız çadırla, bizim düşündüğümüz, araştırdığımız, emek harcadığımız kadar ilgilenmedi küçük hanım. Bir ara gece daimi uyku mekanı oldu ama o ayrı; yeter ki uyumayayım, yatağıma yatmayayım derdinden. Söküp kaldırmak da istemiyorum, çok nadir de olsa ilgileniyor.

kampagidelimmibaba diye bir site var. Henüz katılmadım ama bloglarından gördüğüm kadarıyla bu işi öyle samimi ve eğlenceli bir şekilde yapıyorlar ki Bilge’nin biraz daha büyümesini bekliyorum katılmak için. Doğa ilaç gibi. (Böcüklere rağmen!)

Kaba motor – İnce motor

Etiketler

, , , , ,

Doğduğunda sadece emmeye odaklı; koyduğun yerde duran, kafasını bile çevirmeyen o minik yavrunun zamanla sağa sola dönmesi, başını kaldırması, emeklemesi, yürümesi, koşması, atlaması, tırmanması, oturması, kalkması… Gerçekten çok büyük gelişim süreçleri! Ve her adımda bu sürece tanık olmak ise büyük bir deneyim bana göre. Ben bu deneyimi yaşarken bunların adının kaba motor becerisi olduğunu da anne olduktan sonra öğrendim.

Parmaklarını ve ellerini ilk doğduğunda sadece memeyi tutmak için kullanırken, zamanla ona uzattığım nesneler dikkatini çekmeye başladı! Gözüyle takip edip, minik elleriyle vuruşlar yapmaya çalışırken hangi ara ipe boncuk dizer hale geldi anlamadım! Bunlar da ince motor becerileriymiş…

O halde ‘beceri geliştirilebilir’ dedik, çalıştık. (Ben çalıştım tabiki; internette mesai yaptım. Bilge eğlence kısmına dahil oldu!)
İnce ve kaba motor becerileri, el-göz koordinasyonu için oynadığımız oyunlardan bazıları aşağıda.

En sevdiği balık tutma oyunu Üstelik hikayeler de uydurup oyunu uzatabiliyoruz.
ağustos2014_bilge_aktivite_motor becerisi-30

Nasıl yaptık? Kartona balık çizdim (aman iyi ki resim kursuna gidiyorum yoksa bırak şu uyduruk balığı, cin ali bile çizemezdim), kestim, birlikte boyadık. Ağız kısımlarına ataç taktım. Balıklar hazır. Sıra geldi oltaya; yatağının kenarına çarpmasın diye bir sünger parçası vardı, olta için gayet uygun gözüküyordu. Ucuna mıknatıs bağladığım ipi (aman dikkat sıkı bağlansın, mümkünse yapıştırılsın, çıkıp da ağzına alıp yutma gibi kazalardan Allah korusun) sünger parçasının ucuna bağladım. Oldu, bitti bu iiiş:)

Haydi rastgele!
balik

TOPU FIRLAT oyunu

toplavurusBu oyun da eğlenceliydi fakat Bilge o kadar keyif almadı. (Ben yeterince oynadım) Bu oyunda; top gibi bir nesneye ip bağlayıp, kapı eşiğine astık. Ve kuleleri devirmeye çalıştık. Ama topumuz küçük olduğu için işimiz çok zor oldu. Orta boy bir top Bilge için daha uygun olacaktı…

İPE BONCUK DİZME Oyunu

ince motor boncuk1 Bu boncuklar her ay kargoyla kapımıza gelen abone olduğumuz “Adım Adım Eğitim Seti“nin içinden çıktı. Tam da gelişimine uygun yapabileceği ayda denk geldi. Hem renkleri öğreniyor hem boncukları ipe geçiriyor böylece parmak kasları gelişiyor. Yere düşüp dağılanları toplamak ise benim için spor oluyor! Oyalanma süresi: 5 dakika:(

BOWLING

bowling

He biz bowlingi ayakla oynarız, o ayrı! 

KULE YAPALIM Oyunu

ince motor kule Kule yaparken öyle çok şey öğreniyor ki… Ama bana göre en önemlisi sabrı ve yılmamayı. Yıkılınca kendini yıpratırcasına sinirleniyor. Sözlü telkin yapıyorum. “Gayret ediyorsun, yapmaya çalışıyorsun, aferin. Olsun, yıkılabilir ama pes etmeyiz, tekrar deneriz… Sakin ol, dikkatini topla yapabilirsin, başarabilirsin…. Bazen ne yapsak olmaz, zaman tanı kendine, şimdi sakinleş, başka zaman tekrar denersin…”   Çok mu kitabi? Ama işe yarıyor! Ya da anlık sakinleşme belirtisi alamasam da uzun vadede işe yarayacak:)
lego

SEKSEK
seksekRakamları ve renkleri öğreniyor. Zıplayarak kaba motor becerisini geliştiriyor. Taşı atarken rakamlara denk getirmeye çalışarak el-göz koordinasyon becerisini geliştiriyor. Oyalanma süresi: 5-10 dakika

MAKASLA KAĞIT KESMECE

ince motor makas İlk makasını İkea’dan aldım. Ama Adım Adım Eğitim Seti’nden Bilge’nin gelişimi için daha uygun olan; yaylı bir makas geldi. Henüz makası tam olarak kullanamadığı için arasında yay olan, kapattıktan sonra otomatik kendi açılan makas Bilge için daha uygun oldu. Çalışmalar sürerken odanın her yeri kağıt parçası oldu, oturmak yok, hadi süpür Zeynep!

Aşağıdaki fotoğrafta ne olduğunu açıklamam gerekebilir, zira böyle saçmalayan kaç kişi vardır bilmem:) Fotoğraftakiler Bilge ve ben. Benim kafamdakiler ise pipet. Bilge teker teker hepsini saçlarıma soktu! (Saçlar da kıvırcık zaten, krampon koysan o da duracak!) valla bu aktivitenin hangi beceriye katkısı var bilmiyorum, bizimkisi hep can sıkıntısından:)

yok, normal değiliz ki biz:)
pipet

Deli işi…

Etiketler

, , ,

Uyarmak isterim; sabrı olmayan, evinin der top düzenine itina edenler özellikle bu “ay kumu” denen çakma plaj olayını salonun ortasında yapmasın! Hele ki benimki gibi havalara saçmayı pek seven bir minnakınız var ise!
kum1

Kışın evin içinde ne yapacağımızı şaşırdık, erkenden yazı bile getirdik; bu içinde 4 bardak un yarım bardak bebe yağı bulunan, kum haline gelen karışımla minik kaleler yaptık…
KUMM

Bunlar aslında tee geçtiğimiz 6 ayda yaptığımız aktivitelerden derleme. Şimdi yazabiliyorum, çünkü dağılanları toplamaktan vaktinde yazamadım:)

su
Bilge en çok suyla oynamayı seviyor hatta bayılıyor. Ben küçükken bizimkilerin de beni oyalama konusunda kullandıkları bir yöntem imiş:) (Oyunların adı, çocuğu oyalama söz konusu olunca “yöntem” oluveriyor!)
su renklisu renkli 2

Amaaaa o oynar ve oyalanırken ben yine “kahvemi alayım da köşeden izleyeyim” yapamadım; ‘ay şu açıdan foto çekeyim, yok bunu videoya çekeyim, dur dur dedelerine göndereyim fotoyu’ aman efendim duru suyla oynamasın, gıda boyası ile renkleri karıştıralım da neşemizi bulalım derken bir bakmışsın ki aktivite bitmiiiiş…

Evet, aşağıdaki kare de bizim evden bir bölüm elbette!
makarnatransfer1

“Kızım, işin mi yok? Doğru düzgün, temiz pak oyunlar oynatsana! Bebeği yok mu bu kızanın? Ver eline otursun oynasın, çok sıkılırsa aç televizyonu canım aaaa, ev dediğin de böyle batmaz ki!” diyen sevgili büyüklerim,

bu aktiviteleri sırf azıcık kaçığım diye yapmıyorum. Şimdi sokağa da bırakamadığımız bu çocuklar evde dört duvar arasında motor hareketlerini geliştiremiyorlar. Bunun ince motoru var, kaba motoru var, Montessorisi var… Bu başlı başına bir konu olduğu için başka yazıda bahsedeceğim. Misal, bu makarnaları kırıp kırıp şişenin içine atıyor. Kaslarını kullanıyor, el göz koordinasyonunu geliştiriyor, fizik öğreniyor, e makarnayı da zaten çok seviyor anası kılıklı:)
makarnatransfer

Ev yapımı oyun hamuru

Etiketler

, , ,

Kendin pişir, kendin oyna. Ev yapımı oyun hamuru…

oyunhamuru1

Onca zamandır evdeyiz, internetin nimetlerinden faydalanıyor, araştırmalarımızı yapıyor ve şahane bir ev yapımı oyun hamuru tarifi ediniyoruz. Hem hızlı hem kolay hem dayanıklı hem de sağlıklı. Daha ne olsun! Kaynağını not etmemiş olduğum için belirtemiyorum ama her yaptığımda şükranla anıyorum!:) Hemen geçelim tarife…

Malzemeler:
1 bardak un
yarım bardak tuz
1 yemek kaşığı sıvı yağ (ben zeytinyağı kullandım. Belki bundan mı bilmiyorum ama oynarken ele hiç yağlı hissi gelmiyor)
1 bardak su
2 yemek kaşığı krem tartar (pasta malzemesi satan yerlerde bulunuyor)
istenilen renk sıvı gıda boyası

Yapılışı:
Tüm malzemeler teflon tencerede karıştırılıp 3-5 dakika arasında pişirilir. (Ben çelik tencerede yaptım, oldu. Çok yapışmadı, ıslatıp bekletince kolay temizlendi) Ocaktan aldıktan sonra 5 dakika boyunca iyice yoğurulur (aman dikkat, eliniz yanmasın ama 5 dakika iyice yoğurmanız önemli.) Gıda boyasını ister pişirirken katın isterseniz piştikten sonra yoğururken. Ben yoğururken kattım; parçalara ayırıp farklı boyalarla renklendirdim. (Gıda boyasını tırnak kadar katsanız bile yetiyor) Her oyun sonrası hava almayacak şekilde saklanırsa (ben buzdolabı poşetlerine koydum) uzun süre dayanıyor.

E hadi oynayalım! Kim çocukluğunda oynamamıştır ki, değil mi? Ama sanırım ben doyamamışım. İtiraf etmeliyim ki bu aktiviteyi yaparken en çok Bilge için mi yoksa kendim için mi yapıyorum tam bilemiyorum:)

oyunhamuru2

Ben Bilgeyle hamurdan çiçekler, böcekler, ağaçlar yaparız sanıyordum ama Bilge oralı bile olmadı. Hamurla ilk tanışırdığımdan beri tek derdi mıncıklasın, elinde evirip çevirsin, parçalara ayırsın sonra onları bana top yaptırsın üst üste koyup tepelerinden bastırsın dümdüz etsin… Ben de madem şekil yapmıyoruz (biz büyükler çok şekilciyiz!) dokuları keşfetsin diye evdeki tarak, lego, çubuk, ip gibi nesneleri verdim.

Neyse ki sonradan okuduğum kadarıyla bu yaş çocukları öyle şekille şukulla uğraşmaz, bizim bıdığın yaptıklarını yaparmış. Hatta hazır kalıplar falan yaratıcılığını öldürürmüş. (Biz büyükler kalıba sokmaya da bayılırız!)

oyunhamuru3

6 ayrı renkte yaptığım hamurların tümü birazdan geri döndürülemez bir halde karışacak:( Yapma deyip elinden alsam? Bu deneyimi ona yaşatamamış olacağım. Açıklamaya kalksam? Anlamayacak, hoş anlasa da yine aynı şeyi yapacak!
oyunhamuru4

Sustum ve seyrettim. Başka 2 yaş civarı çocuklu anneler hamuru nasıl oynuyor, renkler konusunu nasıl hallediyor merak ediyorum…
oyunhamuru5oyunhamuru6

Renkli Hayat…

Etiketler

, , ,

Evde ne bulursak boyadık. Boyamak için malzeme olarak elimizde ne varsa kullandık.

boyama

parmakboyasi

boyama - gıda boyası1

Sulu boya, kuru boya, pastel boya, parmak boyası, keçeli kalem… Yetti mi? Yetmedi, gıda boyalarını suya karıştırdık renkler elde ettik, boyadık da boyadık… Siyah tahta için tebeşir aldım (tabi tabi, iş arıyorum başıma!) ama pek ilgisini çekmedi henüz.

haziran2014_bilge_aktivite_resim-11

Bu arada, halı üstünde ezilen pastelleri; sağa sola değen hatta kağıdı bitirip elini ayağını da parmak boyası yapan veledi, sulu boya lekeli tişörtleri, gıda boyasından yeşeren halıyı napıyoruuuuuuz? İçten içe saydırma isteği gelse de “ah bebeeem! ne de eğlendi, hem sanata ilgisi olacak aman ne güzel ne hoş” deyiiip çitileyerekten temizliyoruz. Ama dayanamayıp bir itirafta bulunacağım; çok da takmıyorum, leke kalırsa kalıyor, bakışıp duruyoruz:)

Burası ev. Yaşam ve kullanım alanı… (Hani misafirliğe falan gelen de bunu böyle bile; bir lekelere bir yüzüme bakıp bunlar nedir? demeye…)