Etiketler

, , , ,

Başlamadan önce önemli uyarı:
Tüm bunları sadece beslenme konusunda ne kadar hassas olduğumu anlatmak için yazdım. Başkası çocuğuna istediği şeyleri yedirirken bana yanlış gelse de karşı tarafa saygı duyup yorum yapmazken; ben çocuğuma şeker yedirmiyorum diye uzaydan gelmiş insan muamelesi görmek istemiyorum. 

Beslenme konusunda titizim, takıntılıyım, acayip hassasım! Bilge doğar doğmaz başladı bu durum; illa ki emzirecektim Bilge’yi, hiç düşünmedim bile acaba sütüm gelir miydi diye, çok şükür anne sütüyle besleyebildim; 2 ay süren meme çatlağıma rağmen… süt sıtması olduğum için tıkandığında bile, ağlatan acı ve ağrıma rağmen bütün gece hem emzirip hem sağıp açmaya çalıştım.

6 ay sonra geçtik ek gıdaya… Çok şükür yedi; meyve püresinden sebze çorbasına kadar hiçbir şeyi yapmak zor gelmedi.

3 yaşına kadar dışarı dolaşmaya dahi çıksak Bilge’nin çorbasını, yoğurdunu, meyvesini koyup yanımda taşıdığım bir çantam oldu.

– Çok takıntılıyım da organik mi yediriyorum, maalesef hayır. Gezen tavuğu bulabileceğim bir yerde yaşamıyorum, süt ayrı bir tartışma konusu, doğal şeker dediğimiz bal pekmez ayrı… ama en azından sağlıksız olduğuna emin olduğum şeyleri yedirmek istemiyorum.
– Şeker denilen şeyin tadını öğrenmesin diye doğdu doğalı herkesle savaş veriyorum. Neneler dedeler başta olmak üzere doktorlarla bile! Bir çocuk doktoru nasıl olur da çocuğa şeker verir aklım almıyor! Akrabalar! Ziyarete gelirken neden aklınıza ilk gofret geliyor?
– Çikolataya engel olamadım ama yoğun çabalarımla sınır koyabildim. “Bilgecim, evet çikolatanın tadı çok güzel ve çok seviyoruz ama çok yersek büyüyemez ve güçsüz kalırız, bu yüzden bazen yiyoruz” cümlesi ve anlamı, çokça ağlama krizleri ve ısrarlara rağmen sonuç alamayınca beynine kazındı.
– Abur cubur olarak en çok ceviz, fındık, fıstık, badem, leblebi yiyor. Balık kraker, çubuk kraker ve kare bisküvi, kontrolüm dışında tanıştırıldı. Neyse ki sadece bunlarla kaldı ve çok az tüketiyor.
– Ketçap, mayonez gibi şeyleri hiçççç tatmadı. Aile üyeleri bu ürünleri sofra dışında gizlice tabaklarına sıkmak suretiyle kullanabilirler.
– Su ve gerçek meyve suyu dışında hiçbir içecek sofraya asla çıkartılamaz, içilecekse de tercihen şeffaf olmayan bir bardağa dökülmeli.
– Hazır paketli gıdalardan ya da dondurulmuş ürünlerden pişirip de yemek olarak yedirmişliğim yok. Patates kızartması bizim için bir öğün olamaz.
– Yoğurt hala mayalama yediriliyor.
– Eve beyaz ekmek girmez, tam buğday tüketilir. Beyaz ekmeği dedesinden öğrendi, çok seviyor tabi ki! Ama neyse ki ben küçükken alıştırdım buğdaya, evde hiç beyaz ekmek sormuyor.
– Mevsim meyve sebzesi neyse onu yediririm, kışın domates salatalık almayız. (Kaldı ki artık mevsiminde yediklerimiz bile doğal değil!)
– Bazı konularda istisna olabilir ama kaideleri bozamaz.

Bu liste daha uzar…

“Amaaaan Zeynep, sen de çok takıntılısın… İlla ki bir gün tadacak, yiyecek… Ohooo benimki okulda neler yiyor, herşeyi kontrol edemezsin….” Evet edemem ama evdeki, burnumun dibindeki çocuğumu kontrol edebilirim?! (aile, akraba ve konu komşu kısmıyla savaşarak!) Nasıl olsa bir gün yiyecek düşüncesiyle küçücük çocuğumuza, elimize ne geçse düşünmeden yedirmek bana doğru gelmiyor. Çocuğumun midesine giden herşey umrumda.

Yediren yedirsin, kimseye yanlış yapıyorsun demek haddim değil ama ben yedirmiyorsam beni de eleştirme hakkına sahip değil kimse, benim doğrum da budur… 

Gel gör ki şu anda bu evde benden başka kimse sebze yemiyor. Bilge için inşallah bir dönemdir ve geçer…

Hem ‘her gün ne pişireceğim’ derdinden hem de yeterli ve sağlıklı gıdayı almadığında gerildiğimden ötürü ‘atar yapan’ dikenli bir kirpi gibi olup batabiliyorum bazen. Bu yüzden yazı belki biraz sert oldu ama HASSASLIĞIMA verin:) “Takıntılı” deyin, geçin…
Ya da belki, düşününce hak verirsiniz?

Reklamlar