Etiketler

Neden öyle, neden böyle, neden anne? Neden neden neden? E yavrum, benim kafada bir dünya soru işareti var zaten. Ama Bilge’nin sorularını yanıtlarken daha fazla zorlanıyorum. Bazen her cümlem bana soru olarak geri dönüyor. Zincirleme sorular bunlar.

-Neden karanlık oldu anne?
-Akşam oldu annecim.
-Neden akşam oldu anne?
-Güneş battı çünkü annecim.
-Çünkü neden güneş battı anne?
-Güneş de uyumaya gitti bitanem.
-Neden güneş uyumaya gitti?
(artık bu noktadan sonra salla gitsin modu) çok yorulmuş, dinlenmek için annecim.
-Çünkü neden yorulmuş anne?
-Bütün gün oyun oynamış, yorulmuş canım.
-Neden oyun oynamış anne?
(sıcak bastı beni! Sonu gelmicek mi bunun?!) e oyun oynamak eğlencelidir bitanem.
-Neden eğlencelidir?
(ayh! Derin nefes. 1,2,3… Gülümse Zeynep) BİLGECİM, sen oyun oynarken eğlenmiyor musun?!!
-Evet.
Nokta!

Bu şekilde birkaç muhabbete daha girdikten sonra “aydım”! Artık hayal gücümü devreye sokmadan önce soruya soruyla yanıt veriyor ve “sence nereye gitmiş Bilgecim?” “sonra ne olmuş?” “acaba ne yapmıştır?” gibi sorularla onun hayal dünyasına kapı açıyorum.

Cevabını bilmediğim sorular da soruyor:

-İnekler neden möö der?
-Bu hayvanın adı neden timsah anne?
-Portakal neden turuncu?
-Neden bu üzüm anne?
-Neden kadınların sakalı yok, erkeklerin var? (Sanırım cinsel farklılıkları algılamaya başladı, bu soruya “erkek ve kadınlar ayrı yaratılmıştır” dedim ama zor sorulara şimdiden hazır olmalıyım)

Biz soruların daha çok başındayız. Bilge, bilgelik yolunda hep soracak, sorarak öğrenecek. Biz cevapları bazen yanıtlayarak, bazen gösterip deneyimleterek, bazen de bizzat örnek olarak vereceğiz. Bazen de kendi bulacak…

Sorusu olan? 🙂

Reklamlar