Etiketler

, ,

“E yeter artık, kocaman olmuş zaten”
“Daha ne kadar emzirmeyi düşünüyorsun?”
“Cık cık cık, kucağına sığmıyor artık”
“Zaten sütünün ne kadar besleyiciliği kalmıştır ki?”

Yahu daha 2 yaşını bile doldurmadı ki? Neyse..… Ne mutlu ki 21,5 ay doyasıya emzirdim, tadını çıkarttım, çok şükür.

Elbette bir yerde noktayı koyacaktık; ben 2 yaşında kesmeyi düşünüyordum ama iki yaşın üstünde iyice bilinçlenen çocuklarını, sütten kesmeye çalışan tanıdıklarımın çok zorlandıklarını ve çocuklarının daha çok üzüldüğünü görünce o kadar beklemekten vazgeçtim. Bilge 21 aylıkken düşünmeye ve yöntemleri araştırmaya başladım. Bir tutam kara saç, kara zeytin ezmesi ya da salça vs gibi şeyleri koyarak iğrendirmek, korkutmak istemedim. Bilgeyle aramdaki ilk, özel ve benzersiz bağı bu şekilde kesmek içime sinmedi.

Belki bir kaç gün uzaklaşsak? “Anne baba olduktan sonra şartlar uygunsa mutlak suretle yapılması gerekir” dedikleri tatili yaptık; 4 günlüğüne kocişle Bozcaada’ya gittik. (Hayatımda ilk defa ağlaya ağlaya tatile çıktım ve 4 gün yetti de arttı bile!) Döndüğümüzde Bilge için meme olmayacaktı… Vermeyecektik… Öyle kararlaştırmıştık… Tatilden döndük, beni gördü… Ve meme istedi!

Yatana kadar oyaladık. Yatağa girince emerek ve dokunarak uyuduğu için o direndi, biz direndik. Memeyi vermeyince sinir yaptı, elleriyle sertçe kafasına vurmaya başlayınca dayanamadım, verdim. Ama kime kızdım? Sadece kendime! Ben yeterince istiyor muydum ki acaba memeden kesmeyi? Kendim hazır mıydım ki? O gece memeden kesmediğim için hiç pişman değilim. Kızımla 4 günlük ayrılıktan sonra o beni özlemiş, ben onu özlemişken ikimizi de en sevdiği şeyden mahrum bırakmadığım için mutluyum.

Bir kaç gün hasret giderdik… Sonraki bir kaç günde ise ben kendimi hazırladım… Ve duyduğum bir yöntem olan sirkeyi denemeye karar verdim. Kokudan çok rahatsız oldu, yaklaşamıyordu. Bir ara tiryakiliğine yenik düştü ve emmek istedi, yüzünü buruşturdu, “aci, aci” dedi. “Ne olmuş anneciğim, sütün tadı bozulmuş di mi kızım? Uf olmuş, acı olmuş” dedim. Gitti geldi, gitti geldi… arada bir emmeye çalıştı ama yapamadı, yanaşıyor ama ememiyor “uf uf, aci” deyip gidiyordu.

O gece biraz zor geçti. Uykusuna yarım saatte dalarken bir saat sürdü. Ertesi gece daha da zor oldu. Üçüncü gece biraz daha kolay ama dördüncü gece yine kafaya vurmalar… Bu şekilde dengesiz bir hafta geçirdik. Şiddetini azaltmak suretiyle ikinci hafta da aynı devam etti. Şimdi 3 hafta oldu, hala seyrek de olsa emmek istiyor. Onu çok iyi anlıyorum çünkü ben de onu emzirmeyi özlüyorum.

Çok şükür ki emzik bırakma konusunda zorlanmadı. Her ne kadar doğumunun 2. günü ağzına tıktığımız emziği tek seferde tutsa da hiçbir zaman bağımlısı olmadı. Sadece uykuya dalarken emiyordu ve uyuduğunda ağzından alıyordum. Biz tatildeyken babaannesi vermemiş Bilge de çok aranmamış, böylece bu fasıl kolayca bitmiş oldu.

Şimdi sıra gerçek memede. Bu konuyu bloğa yazmak için tamamen bitmesini bekledim, 1 ayı geçti Bilge’yi memeden keseli fakat ondaki bağımlılık sona ermedi. Bir gece uyutmak için yanına yattığımda o beni uyutmuş… mememde hissettiğim ıslaklıkla kendime geldim; oooh bizim kız cuk cuk cuk…!!! Anında gözüm açıldı, “uf uf acı annecim” dedim. Elbette acı olmadığını anlayan bıdığıma, ertesi gün yine yapışmaya çalışınca çaresizce azıcık karabiber tattırdım. (Yaaa, iğrendirmeyeyim diyen sen misin, böyle mecbur bırakırlar adamı işte!) Azıcık karabiberden yanmadı tabi ama hoşlanmadı da…

He bitti mi derseniz, emmiyor artık ama el alışkanlığı oldu, her daim dokunmak istiyor. Anlayacağınız bu sevda bitecek gibi gözükmüyor:)

Reklamlar