Etiketler

, ,

ayakkabılar2

Valla öyleymiş! Bu sözün ne demek olduğunu yaşayarak anladım. Yepisyeni kaldı, eskiyemeden küçüldü bir çoğu. Bende ise bir sürü duygu karmaşası yine… “Ah anneeem ne zaman uzadın ne zaman büyüdü senin ayacıkların öyle!”

Bilge için alışverişe çıktığımda “ayyyyyy Coşkun baksana şunaaaaaa, ne şirin değil miiiiii” deyip kendime almaya kalksam vermeye kıyamayacağım paraları harcadığımız kıyafetlerin daha güzelliğine doyamadan hoooop üç ay sonra küçülenler hurcuna!

Neyse ki Gülbin yengemin aldığı ilk yürüme ayakkabılarını (Allah için o ayakkabının hakkını verdik, halinden de belli olduğu gibi) yıpratana kadar giydi. Sonrasında mor Adidaslarını da uzun süre (3 ay kadar) giydi. Mavi yazlık ayakkabılarını (yine Gülbin yengemin hediyesi) ancak sezon boyunca giyebildi. Hızını alamayan çılgın yengemin aldığı pembe babetlerini numarası uyduğu halde ayağının üstündeki tümsekcik yüzünden zar zor giyebildi! Siyah babetlerini de iki kere ya giyebildi ya giyemedi.

Oysa siyah babetleri ve spor ayakkabıyı Bilge daha karnımdayken Gülbin yengemden hediye aldığım günü dün gibi anımsıyorum! Zamanın nasıl geçtiğini Bilge’ye bakarken tüm gerçekliğiyle görüyorum. Bilge gün be gün büyürken, gözümün önünde akıyor hayat… 

Kıyafetlerini de ayakkabılarını da hep seve seve giydirdim. Zaten sonra o büyüyecek, kendi zevki olacak, benim beğendiğimi belki beğenmeyecek (ay aman, of üf anne yaa diyecek -kendimden biliyom:)) O yüzdeeeeeeen; 1 tanecik kızım var, şimdi kumanda bendeyken elbette alıcam hevesimi:)

Reklamlar