Etiketler

, ,

113) 23Ekim2012-7

Kapalı alışveriş merkezlerine gitmeyi hiç sevmiyorum, yapıldı yapılalı gezinme maksatlı bile niye gidilir anlamadığım, alışveriş için gittiğimizde bile beni boğan bir yer. Bundan mütevellit sarıp sarmalandık attık kendimizi parka. Bilge çok mutluydu, koşturdu, yürüdü, kuşlarla oynadı. Hiç korkmadı! Bir değil bir sürü kuş vardı ve hareket ediyorlardı. Korkmak bir yana Bilge’nin kuşları bir kovalayışı vardı ki korkup kaçan kuşlar oldu. Bilge’nin çok hoşuna gitti bu durum, kafaya da koydu, gözüne kestirdiğinin peşini bırakmadı ve sonunda bir tanesini kuyruğundan yakaladı! Benim refleks olarak “ay aman” tepkilerim olmasa devamı nasıl gelirdi bilmiyorum.

İki dakikada orada kendine arkadaş bile buldu; Bilge kuşları kaçırdıkça arkadaşı Elif yem vererek kuşları tekrar çağırıyordu, sonra yine kovalamaca… Bu şekilde bir saat oynadılar! Bizim için de Bilge için de ilk deneyimdi, hayvanlarla yakinen tanıştık. Tabi kovaladığımız bu kadar kuşun intikamlarını tepemizden uçarken aldıklarını oradan ayrıldığımızda üstüme gelen kuş pisliklerinden anladık.

Kuşlardan korkmayan Bilge köpekten de korkmadı. Arkadaşı Elif’in köpeğine de salça oldu. Evde ayağımıza giydiğimiz peluş terliklerden ötürü köpeklerle tanışıklığı var, parktaki köpeğe de terliktekilere yaptığını yapmak istedi ve küçük parmaklarını hayvanın ıslak ve yapış yapış gözüken burun deliklerine doğru uzattı… uzattı… uzattı… neredeyse parmağı delikten içeri girmek üzereydi ki…. Yine anne refleksi!

Rönepark maceramız oyun parkında devam etti. Bilge burada da oldukça keyif aldı. Henüz zıplamayı tam olarak bilemediği için zıp zıp bölümü pek ona uygun değildi. Oyun alanında da vakit geçirdikten sonra sahil kenarına inelim biraz yürüyelim denizi de görsün istedik ama hava bozdu, yağmur başladı; çok yürüyüş yapamadık.

Ah bir yaz gelsin, parklarda, bahçelerde, yazlıklarda vakit geçirmeyen ne olsun 🙂

Reklamlar