Etiketler

Bilge’ye bugün babamın da yardımıyla –Bilge’yi giydirmek bazen öyle tek kişinin yapacağı iş değil:)- en sevdiğim elbiselerinden birini giydirdim, süslü kilotlu çorapları elbiseyi tamamladı çok güzel oldu ama şöyle bir baktık, babamla aynı şeyi düşündük: bir yanlışlık var sanki? Bizim kız hala erkek simalı, kısa saçlı olduğu için elbise tuhaf duruyor üstünde bence bebenin boyu ve saçları uzadığında yakışan bir şey. Yine de bu elbise güzelliğiyle Bilge’nin üstünde geçer not almıştı.

Giyinme faslından sonra anneanne, dede, ben, Bilge ve babaanne düştük yola geçtik yakanın karşı tarafına. İlk defa arabada bu kadar uzun yol yaptık. Çoğunlukla anakucağında yatsa da meme isteyip kucağa geldiği de oldu. İlk ziyaretimiz babamın teyzesi Şükran teyzeyeydi. Onu her gördüğümde içimde bir yer acır çünkü kardeş olmalarından dolayı rahmetli babaanneme çok benziyor. Bu sefer böyle bebeğimle falan gelince… İçimden geçen “Keşke babaannem de görseydi” , “Şükran teyzem ne kadar da andırıyor, onu gördükçe özlemim depreşiyor” cümleleriyle düşüncelere dalıp gözyaşlarını koyverdim.

Babaannemin de dedemin de üzerimde öyle emekleri var ki! Çocukluğumun belki yarısı onlarla geçti. Ne babaannemle uyuduğum akşamları ne dedemin sabahın köründe uyanıp sobayı yakıp evi sımsıcak yapmasını ne de üç aylıklarını alınca beni lunaparka götürdüklerinde yaşadığım mutluluğu unutabilirim. Sobanın üstünde kestane keyfini ilk onlarda tattığımı anımsıyorum, dedemin çakısıyla kestaneleri çizen elleri gözümün önüne geliyor, eski bir asker elinin aksine yumuşak, temiz, düzgün tırnaklı idi. Yalnızca yaşlılıktan buruş buruş olmuştu, hep aynı şeyi yapardım; elinin üstünden bir çimdik tutup yukarı çekerdim deri öööylece kalır yavaşça düzleşirdi… bildiğin dedeydi benim dedem; koltukta yanına otururduk bize kitap okurdu. Hiç esirgemez ve üşenmez ne istesem alırlardı, yaparlardı. Kendi sesim bile kulaklarımda hala; “Babiiii, (babaanneme seslenişim) babi dedem nokta nokta yürüyor” dedemin bacakları o kadar hız yapardı yani yavaş yürürdü. Ankara’dan diğer torunlar da gelince keyifleri daha da artardı eh biraz da zorlanırlardı. Çünkü artık biraz büyüyen biz iki ‘fittirik’ kuzen babaannemin eşarplarını takıp takıştırırdık, müzik açıp oynardık, hoşlarına da giderdi “hadi bi tepinin bakalım”derdi babaannem… İkisinin karı-koca ilişkisi de pek hoştu, hem edi-büdü gibi didişirler hem de birbirlerini pek güzel tamamlarlardı. Keşke daha uzun yaşasalardı, onları çok özlüyorum!

Biz oturup muhabbet ederken Bilge koltukta yattı oyuncağıyla oynadı. Seni bu kadar uslu görünce «aaa böyle olsun 10 tane olsun» dediler. Yaa evde görsünler bizi birde!

Şükran teyzemlerden sonra babamın dayısı Mutlu dayılara geçtik. Orada da Mutlu dayının felç geçirmeden önce ne kadar dinç olduğunu hatırladıkça üzüldüm. Küçüklüğümden beri zaman zaman hafta sonları ve mutlaka her bayram ziyaret ettiğimiz akrabalarımız…Yılların nasıl geçtiğini anlayanına rastlamadım henüz bebeğim ama dilerim ki sen bolca mutluluk, gerçek arkadaşlar, dostlar ve güzel anlar biriktirirsin.

Çok şanslısın ki seni de seven ve senin için bir sürü şey yapan anneannen, babaannen ve dedelerin var. Allah hepimize sağlıklı, uzun ömür versin inşallah…

Reklamlar