Etiketler

,

Su kaplumbağası doğurmuşum ben! Evet! Çünkü banyo yaptırmakta hiç zorlanmadık, suyu her zaman çok sevdi minik kaplumbağam. Kış olmasına rağmen Bilge de ben de her gün yıkandık. Seramoni şu şekilde oluyordu; biri Bilge’nin giyeceklerini hazırlayıp üstünü çıkartırken, diğeri en sıcak yer olan salonda yere örtüyü yayıyor, kovaya su dolduruyor, sabununu, şampuanını alıp küvetini hazırlıyordu. Bu eş zamanlı yapılıyordu ki Bilge hatun üşümeden, suyu soğumadan girsin bıcıya. Sonra biri tutarken diğeri sabunluyor öbürü su döküyordu. Banyodan sonra da teni yumuşacık olsun diye bir de mis gibi halis muhlis zeytinyağıyla yağlıyorduk. Anneannesi, babaannesi “bol bol sürün, yine alırım ben torunuma” dedikçe sürdük, yumuşacık oldu kızım! (Hatta alt bezini değiştirdikten sonra da çoğunlukla zeytinyağladık. Pişik de yaşamadık çok şükür)

Yıkanma işi bitince biri giydirirken diğeri ona yağı tutuyordu ve öbürü küvetteki suyu banyoya taşıyordu. En son üşümesin diye çabuk çabuk giydirme de bitince son durak: hemen memeye… Sonuç: kan ter içinde kalmış anneanne ve babaanne, dağınık bir salon, meme acısı çeken bir anne ve memede keyif yapan temiz bir masum bebek:)

Banyo yaptırma işi özellikle göbeği düşene kadar babaannesine aitti. Göbek bağı 11 Aralık 2011‘de yani 10 günlükken düştü. Çok uzun geldi bana, her gün “ne zaman düşecek bu yaa” dedim çünkü o parçayı gördükçe benim göbeğim acıyordu.

Reklamlar