Etiketler

,

07 Aralık 2011‘de yani doğumdan 5 gün sonra işitme testi ve kilo kontrolü için tekrar hastaneye gittik. Testin sonucu iyi çıktı ki ama zaten en ufak bir tıkırtıya kulak kesildiği için bu konuda olumsuz bir şey olmayacağını tahmin ediyorduk.

Bebeklerin çoğu ilk doğum kilosunun belli bir oranını verirmiş, Bilge de makul oranlarda ilk kilosunu vermiş. Zaten öyle şişik doğmuştu ki gözleri gözükmüyordu, japon gibi duruyordu, tüylü bamyam.

İşitme testi sırasında Meltem hemşireyi gördük. Meltem hemşire bir gece yarısı biz uykuluyken odamıza gelip bebek bakımı ile ilgili hususları cıvıl cıvıl sesiyle masal gibi anlattı. Dinlerken onun içi gülen gözlerine ağzımız açık bakakaldık. Sesinin tonunda bile neşe vardı, hayran kaldık. Sonra da birbirimize bakıp ne dediydi ne dediydi dedik, e kızcağızı ağzımız açık dinleyince kulağa giren beyne kaydetmeden çıkıp gitmiş. Sonra “keşke ses kayıt cihazı koyaydık ortaya” dedik. Tabi bu benim gibi en ufak bir detayı bile atlamak istemeyen pimpirikli analar için gerekli…

09 Aralık 2011‘de yani 8 günlükken sağlık ocağında topuk kanı alındı. Yanında babası durdu. Ben dayanamayacağımı düşündüm. O içeride ağladıkça ben dışarıda babama sarılıp ağladım.

Reklamlar