Etiketler

, , ,

Beni yatağa yatırdılar, bacaklarım odun gibiydi. Zaten sezaryenin en kötü tarafı bu herhalde; neredeyse iki gün yürüyememek ve bir haftaya yakın oturup kalkarken zorlanmak. En azından epidural anestezi ile doğum yapmıştım ve kızımı hemen görebilmiş, emzirebilmiştim.

Bilge’yi kollarıma alıp ilk emzirdiğimde ‘anne olduğumu’ hissettim. Öyle tatlıydı ve öyle güzel kokuyordu ki! Kokladım, kokladım, kokladım… Yine gözümden birkaç damla gözyaşı döküldü kulağına fısıldarken “İyi ki doğdun, hoşgeldin bebeğim, seni çok seviyorum” dedim. Hemşire memeye tutturmak için yanımdayken Bilge memeyi arar gibi kafasını kontrolsüzce sallıyordu, hemşire memeyi tutturdu ve o da emmeye başladı! İşte o an öyle güzel bir duyguydu ki anlatamam. O anda zaman dursun istedim; o hiç büyümesin hep kollarımda olsun onu besleyeyim sarılayım koklayayım hiç ayrılmayalım istedim canım benim öyle güzel emiyordu ki zaman ilerledikçe bu aramızda çok kuvvetli bir bağ olacak ek gıdaya geçtiğimizde -tuhaf ama- içim burulacaktı.

Hastanedeki ilk gecemizde Gülbin yengem ikinci gece annem yanımızda kaldı. İlk gece hiç uyumadım. Gözümü de Bilge’den ayırmak istemiyordum hatta tuvalete gittiğimde bile onu da tuvalet kapısının önüne gözümün önüne getittiriyordum yengeme. Çıldırdı benimle, onun da hakkını ödeyemem. Taa Antalya’dan kalkıp geldi, bu özel günlerimizi bizimle paylaştı, yardım etti, Bilge’ye bir sürü hediyeler aldı. Ama ne yapayım benim de ilk günden annelik korkularım oluşmaya başlamıştı; ya kusmuğunu yutarsa, ya boğulursa, ya bir şey olursa… (Huuuu, karnında taşırken rahat olan anne, nerdesin?)

İlk gün ve ilk gece ağrılarım açısından biraz zor geçmişti. Belirli aralıklarla odaya hemşire ya da hastabakıcılar gelip tansiyonumu ölçüyor ve ilaçlarımı veriyorlardı. Bu arada küçük bir tavsiye; kişiden kişiye göre değişir ama ben bir daha doğurursam sondayı hemen doğum sonrasında taktıracağım daha sonra takmak çok acılı oluyor. Ve ne kadar uzun süre takılı kalırsa çıkartırken de bir o kadar zor oluyor. Sezaryen sonrası ne kadar çok yürüyüş o kadar hızlı rahatlama demek ama o ağrıya rağmen yürümek kolay değil. Yorgunluk da var… En son çarşamba gecesi uyumuştum günlerden cumartesiydi toplam uyuduğum belki iki saatti… İlk seferden memenin tadını alan kuzu ilk gece uyumayıp habire memede olmak istedi. Sık emiyordu ama çabuk yorulduğu için kısa sürüyordu, “oooh” dedim “işimiz var valla bu keyfine düşkün kızla:)” Sabahına Gülbin yengem gidip emzik aldı, Bilge’nin derdi biraz da anneye bağımlılık diye… Emziği de emdi bizimki şak diye, hiiiç zorlanmadık. İkinci gün yani cumartesi biraz daha iyiydim. Gün ziyaretçilerle eğlenceli, uyku da uyumadan geçti. Gece nispeten daha çok uyudum, ağrılarım da hafiflemişti, oturduğum yerde emzirebiliyordum.

Ancak iki ay sürecek olan ve emzirmeyi bir işkence haline getirecek olan meme ucu çatlağı işte daha ikinci gün oluşmuştu. Bkz: emzirmek.

Eşim de iki gece boyunca bizimle birlikte hastanede kaldı. Eh artık o da baba oldu ve baba olmak da kolay değildi. Başlarda biraz afalladı ama Bilge büyüdükçe alıştı babalığa. Anneanneler, babaanneler, dedeler, dayılar, amcalar, teyzeler sağolsunlar, yardımcılarımız çoktu.

Hamileliğim, doğumum ve hastanede öyle güzel anlar yaşadım ki daha ikinci günden kardeş planları yapmaya başladım:) Eşimin ailesi oldukça kalabalıktır, hastane odamız (ben biraz durumdan zorlanmış olsam da gelen herkese teşekkürler) hiç boş kalmadı. Hatta hemşire bir ara gelip odanın biraz boşaltılması hakkında uyarıda bulundu. Güzel ve özel anların dışında hatta anne olduğum halde annemlerle çatışma bitti demek değildi maalesef. Annemlerin yoğun ısrarına rağmen kırmızı kurdeleyi kafama takmadım; al giymezsen çocuk allanırmış, giymedim, hiç de bile al olmadı. Bu doğurduktan sonra duyduğum ilk hurafeydi, eve gittiğimizde özellikle kırk çıkana kadar daha binlercesini duyacağımı bilmiyordum. (bunu da bir liste halinde hatırladığım kadarıyla ayrıca yazacağım.) Oda süsü gibi konularda ise abartıya kaçmadık. (Bu konuda bazı şeyler pek bana göre değil) Sadece kapıya bir süs taktık. Gelen konuklara verilecek şeker ve çukulata gibi şeyler tamamen anneanne ve babaanne emeğidir. Ama maalesef onları fotoğraflayan olmamış, yemesi tatlı geldi demek ki:)

Bilge ilk ağız sütü denilen sütü de aldığı ve kilosu da iyi doğduğu için hiç sarılık olmadı. Çok şükür, hiçbir sorun çıkmadan bir aksaklık yaşamadan pazar günü öğleden sonra hastaneden taburcu olduk.

Reklamlar