Etiketler

,

Ameliyattan bir gece önce perşembe akşamı annemlere yemeğe gittik, hazırlanmam için çok geç olmadan eve döndük. Sıcak bir duş yaptım. Sıcak sinirlerimi de gevşetmiş olacak ki heyecandan mı korkudan mı neden bilmiyorum duşta usul usul ağlamaya başladım. İki kişilik son gecemizde yatağımızda biriciğime sarılıp uyumaya çalıştım ama gece boyunca uyuyamadım. İçimde kelimelere dökemediğim, tanımadığım duygular vardı. Emin olduğum tek şey; bir eşikten geçtiğimdi.

Doğum için hastaneye doğru yola koyulduğumuzda daha gün tam aymamıştı. Hafiften doğmaya başlayan güneşin etkisiyle gecenin karanlığı hafifliyordu. Trafik açıktı, eşim arabayı kullanırken yol sanki benim ayaklarımın altında akıyordu. Komiktir o an düşündüğüm şey açlıktı:) Sabahları kahvaltı etmeye alışkınım, hele bir de akşam sekizden sonra bir şey yenmemesi tembihlendiği için daha da acıkmıştım sanki, yoksa bu da mı heyecandandı?

Hastaneye vardıktan biraz sonra işlemlerimiz için veznedeyken annem, babam, kardeşim ve Gülbin yengem geldi. Kayınvalidemler de vardı. Benimle birlikte toplam 9 kişiydik. Bu sadece bizbize halimiz, daha büyükanneanne ve büyükbabaanneler, teyzeler, halalar, amcalar ve amca çocukları gelecekti.

Sezaryen olacağı için iki gün öncesinden hastanede odaları gezmiş ve en büyüklerinden birine rezervasyon yaptırmıştık. Odamıza yerleştik. Hemşireler bekletmeden gelip evrak imzalattılar, nts’ye bağlayıp sancılarımı kontrol ettiler (hala sancı yok!), tansiyonumu ölçtüler, kanımı aldılar, elimin üstüne serum vs bağlantıları için iğneyi soktular.

Ve en fenası lenslerimi çıkarttırdılar:( Ameliyat önlüğünü giydirdiklerinde benim için heyecan o kadar doruktaydı ki yanıma almış olduğum gözlüğümü takmayı akıl edemedim! (5.75 derece miyobum, lenslerimin olmaması demek burnumun ucunu göremiyorum demek!)

Eşimin kardeşi elinde kamerayla bana ameliyathaneye kadar eşlik etti ve kamerayı hemşireye Bilge’nin dünyadaki ilk dakikalarını çekmesi için devredip geri döndü. Ameliyathaneye kimseyi almıyorlar ama alsalar da eşim girmek istememişti zaten. Sedyeyle asansörden çıktıktan sonra nerede olduğumu bilmediğim bir yerde, bulanık bakışlarla yatar vaziyette bekliyordum. Oradaki bir hemşire “cesur gözüküyorsunuz” gibi bir şey dedi. Buna şaşırmıştım, öyle mi gözüküyordum, gerçekten öyle miydim, bilmiyorum.

Reklamlar